İLKE HUKUKVE DANIŞMANLIK BÜROSU

Dolandırıcılık Suçu Nedir? Unsurları, Cezası ve Yargıtay Kararları | İzmir Ceza Avukatı

Dolandırıcılık Suçu Nedir? Unsurları, Cezası ve Yargıtay Kararları | İzmir Ceza Avukatı

📅 13 Temmuz 2026

Dolandırıcılık Suçu Nedir? Unsurları, Cezası ve Yargıtay Kararları | İzmir Ceza Avukatı

Dolandırıcılık Suçu Nedir? TCK 157 ve Yargıtay Kararları Işığında Değerlendirme

Kısa Özet

Dolandırıcılık suçu, failin hileli davranışlarla mağduru aldatması ve bu aldatma sonucunda mağdurun malvarlığında zarara neden olurken kendisine veya üçüncü bir kişiye haksız menfaat sağlaması halinde oluşur. Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesinde düzenlenen bu suçta, aldatma kastının hileli davranıştan önce veya en geç onunla birlikte mevcut olması gerekir. Sonradan ortaya çıkan kast, dolandırıcılık suçunun oluşumu açısından yeterli değildir.

Dolandırıcılık Suçu Nedir?

Dolandırıcılık suçunun varlığından söz edilebilmesi için aldatmaya yönelik hileli hareketin öncelikle gerçekleştirilmesi ve mağdurun uğradığı zararın da bu davranışın sonucu olarak ortaya çıkması gerekir. Başka bir ifadeyle failin aldatma kastı, hileyi oluşturan davranıştan önce veya onunla aynı anda bulunmalıdır. Sonradan ortaya çıkan kast, dolandırıcılık suçunu oluşturmaz.

Bu nedenle uygulamada her borç ilişkisi veya ödeme yapılmaması durumu dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilmemektedir. Özellikle ceza yargılamalarında hileli davranış ile zarar arasındaki ilişkinin doğru tespit edilmesi büyük önem taşır. Dolandırıcılık suçuna ilişkin soruşturma veya dava süreçlerinde uzman bir İzmir Ceza Avukatı tarafından hukuki destek alınması hak kayıplarının önlenmesi açısından önemlidir.

TCK 157 Kapsamında Dolandırıcılık Suçunun Manevi Unsuru

Dolandırıcılık suçunun unsurlarını düzenleyen Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesinin gerekçesinde kast unsuruna özel olarak yer verilmiştir.

Madde gerekçesine göre dolandırıcılık suçu yalnızca kasten işlenebilen bir suçtur. Fail;

  • Gerçekleştirdiği davranışların hile niteliğinde olduğunu,

  • Bu davranışların karşı tarafı aldatabilecek özellik taşıdığını,

  • Hileli davranışlar sonucunda mağdurun malvarlığında eksilme meydana geldiğini,

  • Buna karşılık kendisi veya üçüncü bir kişinin menfaat elde ettiğini,

bilmelidir.

Ayrıca fail, mağdurun uğradığı zararın kendi hileli davranışlarının sonucu olduğunu bilmeli ve hile ile zarar arasındaki nedensellik bağının farkında olmalıdır. Kanun koyucuya göre bu kast doğrudan kast şeklinde olabileceği gibi olası kast şeklinde de ortaya çıkabilir.

Yargıtay'a Göre Dolandırıcılık Suçunun Şartları

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.03.1998 Tarihli Kararı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.03.1998 tarihli, 1998/6-8 E. ve 1998/69 K. sayılı kararında dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için kişinin iyi niyetinden yararlanılarak kandırıcı nitelikte hile ve desiselerle yanıltılması gerektiği belirtilmiştir.

Karara göre;

  • Hileli davranış mağduru yanıltmalıdır.

  • Bu yanıltma sonucunda fail veya üçüncü kişi haksız çıkar elde etmelidir.

  • Mağdur veya üçüncü kişi zarar görmelidir.

  • Zarar, hileli davranışlardan sonra ve bu davranışların sonucu olarak meydana gelmelidir.

Yargıtay ayrıca önceden doğmuş bir zarar veya mevcut bir borç için sonradan gerçekleştirilen hileli davranışların dolandırıcılık suçunu oluşturmayacağını açıkça ifade etmiştir. Çünkü bu durumda zarar, hile sonucu değil daha önceden meydana gelmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12.06.2001 Tarihli Kararı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12.06.2001 tarihli, 2001/6-118 E. ve 2001/124 K. sayılı kararında ise şu değerlendirmeye yer verilmiştir:

"Dolandırıcılık suçu, hile ve desise kullanılarak fesada uğratılan iradeyle malın tesliminin sağlanmış olması karşısında oluşur."

Kararda ayrıca taraflar bir hukuki işlem gerçekleştirmek isterken failin yoğun kastının hile ve desiseler aracılığıyla ortaya çıkması ve mağdurun rızasının bu yöntemlerle sakatlanması gerektiği vurgulanmıştır.

Çalıntı Çek Verilmesi Dolandırıcılık Suçu Oluşturur Mu?

Bu konuya ilişkin önemli kararlardan biri Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 02.07.2014 tarihli, 2012/20974 E. ve 2014/13080 K. sayılı kararıdır.

Olayda sanık, suç tarihinden önce katılandan hayvan satın almış ve bu nedenle borçlanmıştır. Borcunu zamanında ödeyememesi üzerine katılana çalıntı olduğu anlaşılan bir çek vermiştir.

Yerel mahkeme tarafından nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet kararı verilmişse de Yargıtay bu kararı bozmuştur.

Bozma gerekçesinde;

  • Borcun çek verilmeden önce doğduğu,

  • Sanığın başlangıçta dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğinin ispatlanamadığı,

  • Hileli davranıştan önce mevcut olan borcun sonradan verilen çek nedeniyle oluşmadığı,

belirtilmiştir.

Bu nedenle Yargıtay, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığını ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Hileli Hareket ile Menfaat Arasında Bağ Bulunmalıdır

Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere, failin gerçekleştirdiği hileli davranış sonucunda maddi menfaat elde edilmemesi halinde dolandırıcılık suçunun oluştuğundan söz edilemez.

Aynı şekilde mağdurun uğradığı zarar ile failin hileli davranışları arasında doğrudan bir illiyet bağı bulunmalıdır. Zararın farklı nedenlerle meydana gelmesi halinde dolandırıcılık suçunun manevi unsurunun oluştuğu kabul edilemeyecektir.

Kanun gerekçesinde de failin, mağdurun malvarlığındaki eksilmenin kendi hileli davranışları sonucunda meydana geldiğini bilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.

Dolandırıcılık Suçlarında Hukuki Destek Neden Önemlidir?

Dolandırıcılık suçları hem mağdurlar hem de şüpheli veya sanıklar açısından ciddi hukuki sonuçlar doğurabilmektedir. Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında suçun unsurlarının doğru değerlendirilmesi, delillerin incelenmesi ve Yargıtay içtihatlarının uygulanması büyük önem taşımaktadır.

Bu nedenle dolandırıcılık suçuna ilişkin süreçlerde deneyimli bir İzmir Ceza Avukatı ile çalışılması, savunma hakkının etkin şekilde kullanılmasına katkı sağlayabilir. Özellikle dosyada yer alan hileli davranış, kast ve zarar unsurlarının değerlendirilmesi ceza yargılamasının sonucunu doğrudan etkileyebilmektedir.

İzmir Adliyesi ve çevresinde görülen ceza davalarında görev yapan bir Bayraklı Ceza Avukatı, soruşturma aşamasından mahkeme kararına kadar geçen süreçte hukuki destek sağlayabilir. Ceza hukuku alanındaki teknik detaylar nedeniyle profesyonel destek alınması çoğu zaman büyük önem taşımaktadır.

Dolandırıcılık eylemi nedeniyle maddi zarara uğrayan kişiler yalnızca ceza davası ile yetinmek zorunda değildir. Uğranılan zararların giderilmesi amacıyla maddi ve manevi tazminat taleplerinde de bulunulabilir. Bu noktada deneyimli bir İzmir Tazminat Avukatı tarafından hukuki değerlendirme yapılması faydalı olacaktır.

Sık Sorulan Sorular

Sonradan ortaya çıkan aldatma kastı dolandırıcılık suçunu oluşturur mu?

Hayır. Yargıtay kararlarına göre failin aldatma kastı hileli davranıştan önce veya en geç aynı anda mevcut olmalıdır.

Önceden doğmuş bir borç için yapılan hileli davranışlar dolandırıcılık sayılır mı?

Genel olarak hayır. Yargıtay içtihatlarına göre önceden doğmuş borç veya zarar nedeniyle sonradan gerçekleştirilen hileli davranışlar dolandırıcılık suçunun oluşmasına yeterli değildir.

Dolandırıcılık suçunda zarar ile hile arasında bağlantı bulunmalı mıdır?

Evet. Hileli davranış ile mağdurun uğradığı zarar arasında doğrudan nedensellik bağı bulunmalıdır.

Her ödeme yapılmaması durumu dolandırıcılık suçu oluşturur mu?

Hayır. Her borç ilişkisinin veya ödeme yapılmamasının dolandırıcılık olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Somut olayın özelliklerine göre inceleme yapılmalıdır.

Dolandırıcılık nedeniyle tazminat talep edilebilir mi?

Evet. Dolandırıcılık fiili nedeniyle mağdurun uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini için ayrıca dava açılması mümkündür. Bu süreçte bir İzmir Tazminat Avukatı ile hareket edilmesi hak kayıplarının önlenmesine yardımcı olabilir.

Sonuç

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için hileli davranış, aldatma kastı, mağdurun zarara uğraması ve failin haksız menfaat elde etmesi unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesi ve Yargıtay kararları incelendiğinde, özellikle hileli davranış ile zarar arasındaki illiyet bağının ve başlangıçtan itibaren mevcut olan aldatma kastının belirleyici olduğu görülmektedir.

Dolandırıcılık suçuna ilişkin soruşturma veya kovuşturma süreçlerinde uzman bir İzmir Ceza Avukatı desteği alınması, hak kayıplarının önüne geçilmesine katkı sağlayabilir. Bayraklı ve çevresinde görülen ceza davalarında deneyimli bir Bayraklı Ceza Avukatı ile çalışılması sürecin daha sağlıklı yürütülmesine yardımcı olacaktır. Ayrıca dolandırıcılık nedeniyle uğranılan maddi zararların tahsili amacıyla bir İzmir Tazminat Avukatı tarafından hukuki destek alınması da önem arz etmektedir.

Kaynakça

  • Türk Ceza Kanunu m.157

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 03.03.1998, 1998/6-8 E., 1998/69 K.

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 12.06.2001, 2001/6-118 E., 2001/124 K.

  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 02.07.2014, 2012/20974 E., 2014/13080 K.